Sistem Kurma

Tarihçe;

Yıl 2011 aylardan Temmuz…

Bu tarihe gelmeden önce biraz geçmişten başlayarak açıklama yapmak istiyorum:

1997 yılında, danışmanlık sektörüne adım atmak için ani bir kararla işimden istifa etmiştim. Artık profesyonel hayatta yapamıyordum. Zaten hayalim olan danışmanlık şirketimi kurmalıydım. Ancak nereden ve nasıl başlayacaktım; bilmiyordum, araştırmaya başlamıştım. Sonuçta, KOSGEB’in açmış olduğu “Yönetim Danışmanı Yetiştirme Programı”na katılmaya karar vermiştim. Beni danışmanlık sektörüne hazırlayacak olan bu programı bulmuş ve müracaat etmiştim. Ön görüşmeler sonucunda programa katılmak için seçilmiştim.

Yoğun bir eğitim sonrası, programı başarı ile tamamlamıştım. Artık “Yönetim Danışmanlığı” sertifikamı almış ve istediğim işi yapacağım için mutluydum; ancak bu işi yapmak için şirket açıp açmamakta kararsızdım.

Evliydim ve dört yaşında bir kızım vardı. Eşim, işi gereği İstanbul dışına görev için gitmiş ve iki yıl kalacaktı. Yalnızdım, bana yardım edecek ve destek olacak hiç kimse yoktu. “Bu zaman nasıl geçecekti?”boş durmak da istemiyordum ama bir işe de giremiyordum. Eşimin yanımda olmaması sebebiyle başlamış olduğum “Marmara Üniversitesi Uluslararası Kalite Yönetimi Yüksek Lisans Programı”na birinci yıldan sonra devam edememiş, kaydımı dondurmuştum.

İşler planladığım gibi gitmiyor ama ben kuracağım şirket için tüm çalışmaları yapıyordum. “Şirket adı, internet sitesi, tanıtım yazıları, broşürler derken her şeyi hazırlamıştım.”Ama aksilik bu ya eşim İstanbul’a gelecek ve şirketimizi kuracağız derken 1999 yılı Eylül ayında Bolu’ya yerleşmek zorunda kaldık. Aslında gitmeyi hiç istemiyorduk ama “17 Ağustos 1999 Gölcük depremi” olmuştu, içimizi bir korku sarmıştı, eşim Bolu’da biz İstanbul da olmamalıydık. Ayrı geçen zaman aleyhimize işliyordu. Evet, danışmanlık şirketimi kurmalıydım, ama ailesizde olmuyordu. Kızım ve ben, kendimizi Bolu’da bulduk. Artık uzun bir aradan sonra tekrar aile olmuştuk. Evet, şirket kurulumu ve yüksek lisans biraz daha ertelenmişti ama bunlar benim hayalimdi ve gerçekleşmeliydi. Sadece biraz ertelenmişti.

Bizim için Bolu da olmak çok güzel olmuştu. Gayet keyifli geçiyordu günler. Hatta bu arada ertelediğim danışmanlık için teklif gelmiş bir firmaya serbest olarak destek olmaya başlamıştım. İstanbul’a 15 günde bir gidip-gelip işimi yapabiliyordum. Zaten 8 aylık bir proje idi ve benim için bir başlangıç olacaktı. Derken tam biz Bolu’ya alışmaya çalışırken “12 Kasım 1999 Düzce depremi” olmuştu, biz yine dağıldık. Evimiz az hasarlıydı ama içine giremiyorduk. Yaşadığımız üç gün tam bir kâbustu; ama kendimizce birlikte olmamızdan dolayı da keyif almaya çalışıyorduk. Sağ salim ve birlikteydik. “Artık hiçbir şey önemli değildi”, derken eşim Düzce’ye görevli olarak gönderildi. Biz yine ayrıldık. Deprem yaraları sarılana kadar orada kalacaktı. 45 dakikalık bir mesafede olmasına rağmen gelemeyecek, gece gündüz orada kalacaktı. Kızım ile bana yine yol görülmüştü. Eşim, Bolu’da kalmamızı istemedi ve biz tekrar İstanbul’un yolunu tutmuştuk. Kızım daha birinci sınıfta iki ay içinde üçüncü okula gitmişti.

Evet, artık İstanbul’daydık. Yine eşim yok ve yine yalnızdım. Çalışmam gerekiyordu. Bolu’da iken İstanbul da aldığım projeye devam ettim. Bu arada şirket için yer arıyordum; ancak 1999 deprem sonrası kriz ve biraz daha beklemeliyim derken zaman geçiyordu.

Nitekim 2000 yılının Nisan ayında bir arkadaşımın da teşviki ile “DESTEK Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri” şirketimi kurdum. Yarım kalan yüksek lisans programımı (Marmara Üniversitesi Uluslar arası Kalite Yönetimi) tamamladım. İhtiyacım olan diğer eğitimlerimi aldım. İşime devam ettim. Artık eşim de gelmiş ve aile olarak İstanbul daydık.

Yaklaşık sekiz yıl DESTEK Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri şirketim gayet güzel işler yapmıştı. Şirketin en parlak döneminde, danışmanlık sektöründeki bir takım olaylara kızarak çok sevdiğim şirketimi devrettim. Çalışmayacaktım. Artık danışmanlık yapmayacağım dediğim halde işimden kopamamıştım; çünkü işimi çok seviyordum ama boşlukta kalmıştım. Danışmanlık benim hayalimdi ve devam etmeliydim. Nitekim serbest olarak danışmanlık, eğitmenlik ve denetçilik görevlerimi sürdürmeye karar verdim.

Bu arada eşim hep bir kitap yazmam konusunda beni teşvik ediyor ve destekliyordu ama nasıl olacaktı. Ben ne ve nasıl yazacaktım bilmiyordum. Ancak kafamda bir şeyler oluşmuştu ve 01 Ağustos 2009 tarihinde yazmaya başladım. Çok zor oluyordu. Biraz yazıyor biraz bırakıyordum; ancak kendime bir tarih belirlemem gerekliydi ve o tarihe kadar bitirmeliydim. Bu tarih 30 Ağustos 2011 olmuştu.

Amatörce başladığım bu kitap yazma işi kafamda başka fikirlerin de gelişmesine sebep olmuştu. Yazdım ve tamamladım ama kitap nasıl satılacaktı. Çünkü bir yayınevi ile anlaşmamıştım. Böylece kitap tanıtımı ve satışı, diğer danışmanlık ve eğitim faaliyetleri serbest olamayacaktı.

İşte Temmuz 2011 tarihinde de
www.sistemkurma.com adlı siteyi kurmak üzere ilk adımı attım.

Kitap yazım işi planlandığı tarihte bitmişti. Bundan sonra edit, dizgi, tasarım ve basım işleri vardı. 2011 yıl sonuna kadar bitmesi gerekiyordu. Artık iş benden çıkmıştı. Bende planladığım diğer faaliyetler hakkında çalışmalar yapmaya başladım.

Hedefim, yeniden yapılanmak üzere sistem alt yapılarını kurmak ve hedeflerini gerçekleştirmek isteyen firmalara destek olmak ve yol arkadaşları olup firmalara ışık tutmak.

Yolum açık olsun.

Share Button

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *